1. Yıldırım Bayazıd Lakabı Nereden Geldi ?

Tarihi belgelerde Yıldırım Beyazıt Han’ın ismi ‘’Sultan Bayezid Han’’ olarak geçmektedir. Zaman içerisinde, gerek akademik çalışmalarda gerekse halk arasındaki kullanımda bu ismin değişik şekillerde zikredildiği görülmektedir. ‘’Yıldırım Beyazıt’’, ‘’ Yıldırım Beyazıd’’ ve ‘’Yıldırım Bayezid’’ şeklinde kullanımlar en yaygın olanlarıdır.

Bu kullanım şekilleri arasından ‘’Yıldırım Beyazıt’’ ülkemizde bir çok kurum, kuruluş, mekan ve yere isim olarak verilmiş ve bu haliyle resmi kaynaklarda olduğu gibi halk arasında da benimsenmiştir. Üniversitemizin Kuruluş Kanunu’nda da bu şekilde yer aldığından internet sitemizde ve yazışmalarımızda ‘’Yıldırım Beyazıt’’ olarak kullanılmaktadır.

I. Bayezid, yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, koç burunlu, ela gözlü, kumral saçlı, sık sakallı ve geniş omuzluydu.

“Yıldırım” lakabını nasıl edindiği konusunda çeşitli rivayetler vardır:

Bunlardan en yaygın olanı Niğbolu Savaşı nedeniyle savaş meydanına hiç beklenmeyecek bir süratle ulaştığı için aldığıdır. Haçlılarca kuşatılan kalenin komutanı Doğan Bey’e gecenin karanlığında,kale duvarlarına kadar gelerek gerekli talimatları verecek kadar gözüpek bir komutan olduğu, savaşlarda askerinin önünde savaştığı ve askerlerinin yetişmekte zorluk çektiği tarih kitaplarında sıkça yer verilmiştir.
Bir başka rivayette de bu lakabı daha padişah olmadan babası I. Murat’ın yaptığı I. Kosova Savaşında, Türk ordusunun zor duruma düştüğü anda, düşman ordusunu bir kanattan diğer kanada kadar yararak geçmiş olmasına bağlamaktadır.
Tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall ise bu lakabın Bayezid’in kardeşi şehzade Yakup Beyi öldürtmesinden kaynaklandığını belirtmektedir.

İ.H.Uzunçarşılı’nın Büyük Osmanlı Tarihi adıyla toplanan çalışmasında, yıldırım lakabının kökeni olarak 1386(veya 87)’de Karamanoğlu’na karşı Konya Ovası’nda yapılan savaş gösterilir. Bu savaşta Şehzade Bayezid, sol kanattaki sipahilere komuta etmiş ve süratiyle dikkat çekmişti.

  1. yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden Bostanzade Yahya Efendi, Tarih-i Saf (Tuhefetu’l-ahbâb) adlı eserinde ise öfkeli ve kibirli olduğu için yıldırıma benzetildiğini yazmaktadır.[18]
    Osmanlı sultanları biyografilerini yazan Sakaoğlu’na göre Yıldırım olasılıkla öz Türkçe adıdır.[2]
    Münecimbaşı Ahmet Dede(?-1702)’nin yazdığı “Müneccimbaşı Tarihi” adlı kitabında ise bu lakabın yalnız kahramanlık ve şiddetinden dolayı verildiğini aktarır.[19]
    İlk üç iddianın yanlış olması çok olasıdır çünkü Sultan Murat, 1386 (hicri 788) yılında Karamanoğlu Ali Bey’e karşı kazandığı başarı üzerine Ahmet Celayir’e gönderdiği mektupta oğlu için Yıldırım lakabını kullanmıştır. O tarihte ne Kosova savaşı ne de Niğbolu savaşı söz konusudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir