Tarihi Yazan Adam TİMUR kimdir ?

Timur 8 Nisan 1336 tarihinde Özbekistan’ın Keş şehrinde dünyaya geldi. Babası Barlas oymağının beyi Turagay (Turgay), annesi Tekine Hatun’du. Timur, sağ ayağı aksak şekilde yürüdüğü için kendisine Farsça Timurlenk, Türkçe olarak ise Aksak Timur denilmekteydi.

Barlas boyu Orta Asya’dan gelmiş bir Türk kavmidir. O dönemde Barlas boyu Çağatay Hanlığı’na bağlıydı. Timur aslen Moğol’dur. Moğollar ise Cengiz Han’dan üç kuşak sonra Müslümanlaşıp Türklerle karıştı.

Timur, sağ ayağı aksak kalacak şekilde darbe aldığından dolayı kendisine Aksak Timur anlamına gelen Farsça Timur-i leng, Türkçeleşmiş olarak Timurlenk batılılar tarafından ise Tamerlane denilmekteydi. Timur’un düşüncesi Cengiz Han’ın ölümünden sonra parçalanan ve onun torunları tarafından kurulan Çağatay Hanlığı, İlhanlılar ve Altın Orda kalıntıları üzerinde Cengiz İmparatorluğunu tek bir siyasi çatı altında yeniden ayağa kaldırmaktı. Seferleri de bu düşüncesini doğrular niteliktedir ve saltanatının sonuna doğru bunu büyük ölçüde başarmıştı. Ön­ce yeniden birleştirdiği Çağatay ulusunun başına geçti. Ardından batıda Hülagû Han topraklarını kendi hükümdarlığına kattıktan sonra kuzeye yönelip, Altın Orda’nın üzerinde ege­menlik sağladı. Ancak 1405 yılında Çin’i fethetmek üzere düzenlediği seferde yolda hastalanarak hayatını kaybetti. Timur, hayatı boyunca Cengiz Han yasasına çok önem vermiştir. Cengiz Han soyundan Kazan Han’ın kızı Saray Mülk Hanımı nikâhına alarak damat anlamına gelen Küregen lakabını taşımaya hak kazanmıştır.[5] Cengiz Han’ın soyundan gelmediği için “Han” unvanı yerine “Emir” unvanını kullanmıştır[6] ve ölünceye kadar kukla dahi olsa, Cengiz Han soyundan birini Han olarak yanında taşımıştır. Timur bir yandan Cengiz yasasının uygulayıcısı olurken diğer taraftan kendine İslamın Kılıcı şeklinde atıfta bulunarak fetihlerini meşrulaştırmak amacıyla İslami semboller kullanmıştır. 1398’de Hindistan’da Delhi Sultanlığı, 1401’de Suriye’de Memluk Devleti ve 1402’de Ankara Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ne karşı kazandığı zaferlerden sonra İslam dünyasındaki en büyük güç konumuna geldi. Hristiyan Gürcüler, ateşe tapan Hindular ve İzmir’de Hristiyan Şovalyeleri’ne karşı hareket ederken gaza ödevini yerine getiren gazi hükümdar imajını üstlendi. Ancak kimi tarihçilere göre Timur için yasa, şeriattan önce gelmekteydi.

Seferlerinin en kanlısı ve uzunu Batı Asya’daki seferleridir. Birincisi üç, ikincisi beş ve üçüncüsü yedi sene sürmüştür. Kanlı ve yıkıcı seferlerine rağmen, girdiği hiçbir ülkede de âlimlerin ve sanatkarların incitilmesine müsaade etmemiştir ve teslim olanlara zarar verilmesine izin vermemiştir. Fethettiği ülkelerdeki âlimleri, ustaları ve sanatkarları başkentinde toplayarak Semerkant’ın imarına çok önem vermiştir. Timur’un kurduğu devlet, Türk-Moğol devlet esasları ve Türk­-Moğol askeri teşkilat unsurları ile İslam, bilhassa İran medeniyeti un­surlarının kendine mahsus bir birleşimidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir